Bir Saimbeyli Mavisi Hikayesi
Yazdır  Resim gizle  Yazıları büyüt  Yazıları küçült

O, binlerce ve belki onbinlerce yıldır var olsa da, uçuyor olsa da dünya onu yalnızca 22 yıl önce Schurian ve arkadaşlarının keşfiyle tanıdı.  Ancak 1992’deki keşiften sonra bir daha kimseye görünmedi. Ta ki Alman kelebek bilimcisi Martin Wiemers Temmuz 1998’de onu tekrar görünceye kadar.

 

Efsane bu ya, yine görünmez olmuştu. Sanki kelebeklerin timsali, güzeller güzeli Pyskhe ile yeraltında süren uzun bir yolculuğa başlamıştı.

 

Zeynel Cebeci, Mehmet Çelik ve Fatih Güvercin’den oluşan kelebek gözlemcileri onu yeniden görünceye kadar süren bir yolculuktu bu. O gün Obruk Şelalesi’nin Toroslardan süzülen berrak soğuk suyunun toprakla buluştuğu yerde zarif kanatlar dans ediyor, mor yaban nanesi çiçeklerinden iştahla nektar emiyorlardı. Balkan kaplanı, menekşe mavisi, çokgözlü mavi, küçük turan mavisi, gümüşlekeli esmergöz, paslı zıpzıp, hatmi zıpzıpı, benekli bakırgüzeli, küçük ateşgüzeli, atalanta, küçük beyazmelek, yalancı beyazmelek, Anadolu şehzadesi, yırtıkpırtık, dikenkelebeği… Ve daha başkaları arasında silik bej kanat altı,  parlak mavi kanat üstü ve iri kanatlarıyla dikkat çekiyor, bana bakın diyordu.

 

Oydu! Gördüğümüz Polyommatus theresiae, yani Saimbeyli Mavisi idi. Adana’nın en kuzey ucunda, Torosların terasında uçan namı diğer “Teresya mavisi”.

 

Sadece bir km çapında, çok dar bir alanda uçan bu kelebeği görmek güzel bir şans, anlatılamaz bir mutluluktu.

  

Ağustos 2012’de onu ilk kez gören ve fotoğraflayan Türk vatandaşları olmak ise Allahın büyük bir lütfu olmalıdır diye düşündük.

 

 

Prof.Dr. Zeynel Cebeci

Çukurova Üniversitesi

Ziraat Fakültesi

 

Adana, Eylül 2012