Mavi Kanatlar Diyarına Yolculuk
Yazdır  Resim gizle  Yazıları büyüt  Yazıları küçült

Kimileri sorar? Allah kelebekleri niçin yaratmıştır? Bu soruyu yalnızca biyolojik ve tarımsal açıdan cevaplamak çok yalın olabilir. Ben, uzayın siyah boşluğunda yüzen mavi gezegene mutluluk ekmek için olmalı diye düşünürüm. Çünkü kelebekler gökyüzünün mavisi,  güneşin turuncusu, bulutların beyazı, toprağın yağızlığı, kayaların bozu, ateşin kırmızısı, ağaçların yeşili ve her türlü çiçeğin renginden bir karışımdır. Çocukların günahsız gülüşü; kadınların narinliği ve güzelliğinin aynalarıdır. İnsan ruhunu neşelendirmek için etrafımızda uçuşan ve dans eden varlıklardır.  Doğa ananın süsleriyle ilham veren takıları,  görsel gıdalarımız; gözümüze türlü renkten mutluluk taşıyan narin kanatlı perilerdir.

 

Allah, onları insanlar mutlu olsun diye dünyanın her bir köşesine dağıtmış, 410 türünü ise büyük bir cömertlikle Türkiye’ye bırakmıştır. Bu yüzdendir ki, ünlü Alman kelebek bilimcisi Sigbert Wagener 2006 tarihli makalesinde endemik ve nadir türleriyle Türkiye’nin eşsiz biyoçeşitliliğini yazmış ve 10 önemli kelebek alanından söz etmiştir.

 

Bunlardan biridir Saimbeyli. 11’i endemik ve 15’i nadir tür olmak üzere yüzlerce kelebek türüne ev sahipliği yapan bir doğa cennetidir. Anadolu Çaprazı denilen; Adana’dan Ardahan’a uzanan diyagonalin başına kurulmuş önemli bir biyoçeşitlilik rezervidir. Zaten kendine özel türleri olan kaç diyar vardır ki dünyada?

 

Böyle bir diyara yol düşmez, yola düşülür. Saimbeyli’ye kuzeyden Kayseri, güneyden Adana’dan ulaşabilirsiniz. Adana’dan gelirseniz önünüzde sadece 3 saatlik, bitmesini istemeyeceğiniz bir yolculuk yaparsınız. Önce kendi adıyla portakalı olan Kozan’ın geniş ovalarından geçersiniz. Sonra sedir ağacı ve mantarlarıyla ünlü Feke’ye doğru ilerlerken seyredeceğiniz dağ ve nehir manzaraları Toros dilince, Yörük ağzınca konuşur. Toros sedirlerinin ihtişamlı siluetlerine baktığınızda, fısıltılı gölgesinde dinlendiğinizde Gılgamış ve Enkidu’nun seslerini duyar gibi olursunuz. Daha yukarılarda Tufanbeyli konuk etmek için sabırsızlansa da Saimbeyli sizi bırakmayacaktır.

 

Saimbeyli’ye ulaştığınızda Torosların ağaç sınırı üstündeki yalçın kayalıklarını, bakır renkli zirvelerini izlemek müthiş keyiflidir. Obruk Vadisi’inde adı üstünde obruklar, şelaleler ve mağaraları gezinmek saatlerce sürebilir. Ancak Saimbeyli öyle bir günde gezilip gidilecek bir yer de değildir zaten. Karaçam ve sedir ağaçlarından sonra, tepelere yakın yalnızlığa yoldaş ardıçlar uzanırlar. Torosların yamaçlarına serilen bu yeşil örtüyü adımlamak amacınız ve isteğinize göre günlerce sürebilir. Ancak illa da bitkiler ve çiçekler için Saksağan Boğazı gezilmelidir. Benim tavsiyem, mavisi, kırmızısı, turuncusu, siyahı ve beyazıyla yüzlerce türden kelebeğin evi olan Cöbük karaçam ormanlarıdır. Nisan’dan Eylül’e her ay 50’ye yakın farklı türü gözlemek mümkün olsa da efsane Saimbeyli Mavisi için Temmuz sonu-Ağustos başı tam zamanı sayılır.

 

Saimbeyli artık daha farklı bir bakışla konuklarını ağırlamaya hazırlanıyor,  güzelliklerini paylaşmak için sabırsızlanıyor. Onlarca yıldır kelebek gözlemcilerinin, kâşiflerinin adımladığı bu alanlarda gezinmek, fotoğraf çekmek ve dinlenmek size de unutmayacağınız anılar sunacaktır. Kim bilir; şans bu ya buralarda belki siz de kendi kelebeğinizi keşfedebilirsiniz. Sadece kelebekler mi? Karaçam, sedir, ardıç ağaçlarının reçinesi, yüzlerce Akdenizli çiçeğin sunduğu esansla kokulandırılmış yamaçlarda mutluluğu solumak gezinin bonusu olacaktır.

 

Prof.Dr. Zeynel Cebeci

Çukurova Üniversitesi

Ziraat Fakültesi

Adana, 2015